Konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı, eklem hareket açıklığının 20 mm’nin altına indiği veya şiddetli eklem ağrısının devam ettiği durumlarda invaziv yöntemlere geçiş düşünülür. İlk olarak eklem içine hyaluronik asit enjeksiyonlarıyla kayganlık arttırılır ve eklem yüzeyi arasındaki sürtünme azaltılır; bu uygulama üç–dört seanslık kürlerle sıkıntılı eklem yapısını kısa sürede rahatlatır. İnflamasyonun yoğun olduğu vakalarda eklem içi kortikosteroid enjeksiyonu devreye girerken, eklem kapsülündeki skar dokusunun neden olduğu hareket kısıtlılığı varsa artroskopik lümen genişletme ve disk repositionu prosedürleri tercih edilir. Daha karmaşık olgularda açık eklem cerrahisi planlanarak diskin yeniden konumlandırılması, eklem kıkırdağının onarımı veya graft uygulamaları ile eklem yapısının uzun vadeli stabilitesi sağlanır. Cerrahi öncesi hastanın genel sağlık durumu, eklem fonksiyonları ve psikososyal faktörler multidisipliner toplantılarda değerlendirilir; cerrahi sonrası protokolü içinde erken dönemde hafif egzersizler, sürekli splint kullanımı ve fizik tedavi desteği bulunur. Bu yaklaşım, hem ağrının tekrarlamasını önlemeyi hem de eklem hareket açıklığının maksimum düzeye çıkmasını hedefler.